İBB, Piyalepaşa Bulvarı PERPA Bayraklı Alanı Gül Dikerek Güzelleştirdi

İstanbul Büyükşehir Belediyesi alanda çevre düzenlemesi yaptı, teşekkür ederiz.

PERPA Ticaret Merkezi Temsilciler Üst Kurulu’nun talebi doğrultusunda İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Piyalepaşa Bulvarı tarafında bulunan bayraklı alana çevre düzenlemesi yaptı.

İBB çevre düzenleme ekibi alanı temizledi, toprağı hazır hale getirdi. İBB ekibi gül dikim işleminin ardından çevre düzenlemesini tamamladı.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Ekrem İmamoğlu’na, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkan Danışmanı Mehmet Çakılcıoğlu’na, Başkan Danışman Asistanı Deniz Mazıcıoğlu’na ve İstanbul Büyükşehir Belediyesine çalışma için teşekkür ederiz.

1- İBB Hakkında

1919 yılında başlayan Ulusal Kurtuluş Savaşı sonrasında, 1920’de Ankara’da Büyük Millet Meclisinin kurulmasıyla yeni bir devletin temeli atılmış oldu. 24 Nisan 1921’de Teşkilatı Esasiye Kanununda mahalli idarelerden bahsedilmektedir. (Mad. 11, 12, 13,14) Ancak lafzı olarak belediyeden bahsedilmemektedir.Bu dönemde Ankara, Türkiye’nin başkenti olmuş, 1924 tarihli ve 417 sayılı kanunla da şehrin adı ‘’Ankara Şehremanetine’’ çevrilmiştir. Bu düzenleme ile Cumhuriyet yönetimi de, başkent belediye yönetiminin diğer belediyelerden ayrılması ve ayrı kanunla düzenlenmesi prensibine devam etmiştir.

Ankara Şehremaneti bir daireden ibarettir. Şehremini İçişleri Bakanı tarafından atanıp, İstanbul Şehremini’ni yetki ve görevlerine sahiptir. Şehreminin başkanlığında, fenni işler, sağlık, hesap, sözleşme hukuk müdürlerinden oluşan bir Emanet Encümeni (Genel Kurulu) bulunur. Bu kurul vilayet belediye meclislerinin görev ve yetkilerine sahiptir.

Yine bu dönem içerisinde, 423 sayılı Belediye Vergi ve Resimleri Kanunu ve 486 sayılı Belediye Cezalarına İlişkin kanun çıkartılmıştır. Ayrıca, 1924 Teşkilatı Esasiye Kanununun 85. maddesinde de belediyelerden bahsedilmektedir.

1930 yılında yürürlüğe giren 1580 sayılı belediye Kanunu, hemen onun ardından yürürlüğe giren 1593 Sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu ve 1933 tarihli 2290 sayılı Belediyeler Yapı ve Yollar Kanunun belediyelerimiz için önemli düzenlemeler getirmiştir.

Özellikle 1580 sayılı kanunun, o yılların şartları içinde her türlü yerel hizmeti belediyelere görev olarak vermesi (Mad.15), ayrıca onları, bu görevleri yaptıktan sonra beldelerin ve belde halkının yararına olabilecek her türlü girişimde bulunmakta yetkili kılınmıştır. (Mad 19). Bununla beraber, Ankara ve İstanbul’da belediye ve valiliğin birleşik bir idarede bütünleşmesini öngörmüş ve yine o yıllar gereği oldukça etkili bir vesayeti de devam ettirici hükümler getirmiştir. (Mad. 94, 95,96)

Sonraki yıllarda Belediyeler Bankasının kurulması (1933), İstanbul’a geçmişte yabancı kuruluşlara imtiyaz usulü ile yapım ve işletilmesi verilmiş içme suyu sağlanması, şehir içi ulaşımının belediye veya bağlı kuruluşlara aktarılması gibi, belediyeleri güçlendirici bazı tasarruflarda bulunuldu ise de, kaynak yetersizliği nedeniyle ilgili kuruluşlar, görevlerini yeterince yerine getirmediğinden , bu görevler zamanla merkezi idarece üstlenilmiştir. Böylece belediyelerin görev ve yetkilerinde bir gerileme oldu. İkinci Dünya Savaşı’nın getirdiği sıkıntılar bu gerilemeyi artırdı. 1948 yılında 5237 sayılı kanunla yenilenen belediye gelirlerinin sabit rakamlardan oluşması da belediye idarelerini iş görmez hale getirmiştir.

1960 yıllarında yeni düzenleme arayışları başlayarak ‘’Planlı Kalkınma’’ tercihleri gelişti ve beşer yıllık süreyi kapsayan Kalkınma Planları belediyeler açısından bazı düzenlemeler getirdi.

1961 Anayasasının mahalli idareleri il, belediye ve köy halkının mahalli müşterek ihtiyaçlarını karşılamak üzere kurulan ve genel karar organları, Anayasanın 55. maddesindeki esasa uygun olarak, halk tarafından seçilen, kamu tüzel kişileri olarak tanımlayarak, aynı zamanda bu idareler görevleri ile orantılı olarak gelir kaynakları sağlanmasını öngördü. (Mad. 116)

Yine bu yıllarda hükümetler belediyelerin içinde bulunduğu ekonomik sıkıntıları hafifletme çareleri aramış, büyük şehir belediyelerine de çeşitli yollarla kredi olanakları vermeye yönelmiş, aynı zamanda küçük kasabaların muhtaç oldukları belediye binası, dükkan, otel, mezbaha, park, bahçe, vs. tesislerin yapımında karşılıksız destek uygulamasını geliştirmişlerdir. Bununla beraber 1946’dan beri yerel yönetimlerin kamu harcamalarındaki payı giderek düşmüştür.

12 Eylül 1980 ihtilali ile büyük kentlerin yakınındaki belediyelerin, halka hizmet götüremedikleri gerekçesiyle, Sıkıyönetim Komutanlarının koordinesinde ve onların emredecekleri şekilde ana belediyelere bağlanması öngörülmüştür.

Üç yıl süren askeri yönetimde belediyeler konusundaki kararın ilki, belediye organlarının feshine ve belediye başkanlarının atanmasına ilişkindir. Bu kararın alınmasındaki ilk sebep Belediyelerin hizmeti aksatacak kadar politize olması ve anarşik olaylara karışarak anarşistleri korumaları, ikincisi ise, mahalli idarelerin, özellikle belediyelerin maliyesine ilişkin. Bunun için de 2 Şubat 1981 tarih ve 2380 sayılı ‘’belediyelere ve İl Özel İdarelerine Genel Bütçe Vergi Gelirlerinin Pay Verilmesi Hakkında Kanun’’ çıkarılarak, genel bütçe vergi gelirleri tahsilat toplamı üzerinden belediyelere % 5 pay verilmiş ve mali açıdan bir rahatlık sağlanmıştır. Bu oran 1985’den itibaren daha da arttırılmıştır.

Kaynak

1- www.ibb.istanbul