Arı Ölümleri Hakkında Her Şey

  1. yüzyıl dünya üzerindeki hükümdarlığımızın sadece bir yanılsamadan ibaret olduğunu gösterdi. Şimdi geçmişteki hatalarımızla yüzleşme zamanı. Küresel ısınma, hava kirliliği, doğal afetler, salgın hastalıklar, temiz su kıtlığı, tarım ürünlerinin verimsizliği… Bütün bu olumsuzluklar bize çok önemli bir bilgiyi öğretti. Dünyanın en ufak parçasından en gelişmiş varlığına kadar birbirimize bağlı ve bağımlıyız. Sonuçlarını düşünmeden bencilce attığımız her adımda önce başka türlere ve en sonunda yine kendimize zarar veriyoruz. Bütün dünyada her geçen yıl artan arı ölümleri sorunu gibi…

İnsanlığın ego balonunu ufacık iğnesiyle patlatan arılar bizim için neden önemli? Yaşamımız neden arılara bağlı?

Arılar kendi hallerinde çiçekten çiçeğe konarak beslenirken doğa için çok büyük bir hizmeti gerçekleştirir. Polen taşırlar.

Arı, beslenmek için ihtiyaç duyduğu karbonhidratı çiçeğin özsuyundan, proteini de poleninden alır. Polenin ortaya çıkabilmesi için çiçeği titreştirmek gerekir. Arı çiçeğe tutunup bacaklarıyla Do frekansında çiçeği sarsar. Serbest kalan polenler arının tüylü bedenine takılır ve arıyla beraber diğer çiçeklere doğru yol alır.

Arıların olmadığı durumlarda polen taşıma işini çiftçiler kendileri gerçekleştiriyor. Çiçekleri teker teker elle polenliyorlar. Hatta boya fırçası ya da diş fırçası bile kullanıyorlar. Ancak bu zor uğraş arıların yaptığı kadar verimli, kaliteli ve etkili sonuç vermiyor. Bilim insanları arıların tamamen yok olma ihtimaline karşı robot arılar üzerinde çalışmaya devam ediyor.

Peki neden arı kolonileri toplu halde ölmeye başladı?

  1. Dünya savaşından sonra dünyada tarım politikaları değişti. Daha çok ve kaliteli ürün elde etmek amacıyla sentetik gübre kullanımı yaygınlaştı. Eskiden tarlalara doğal koruyucu bitkiler ekilirdi. Yonca, kaba yonca gibi doğal gübreler arılar için oldukça önemlidir ve yüksek besin değerine sahiptir.

Çiftliklerde, tarlalarda bulunan yabani bitkileri öldürmek için bitki öldürücüler kullanılmaya başlandı. Bu yabani çiçekli bitkiler de arıların besin ihtiyacı için gereklidir.

Tek tip tarım kültürü ekin zararlılarını artırınca yoğun bir şekilde böcek ilacı kullanımı yaygınlaştı. Bu böcek ilaçları fazla kullanıldığında bitkinin polen ve nektarına ulaşır. Arı bu bitkiden beslenirse böcek ilacını da alır. İlaçta bulunan nörotoksin arıyı zehirler. Aşırı dozda alım ölüme neden olur. Az miktarda düzenli böcek ilacı alımında arı kendini ve kovanını yavaş yavaş zehirler. Zehir nedeniyle arıların bağışıklık sistemi zayıflar. Kovan hastalık ve parazitlerden kendini koruyamaz duruma gelir. Bazı arılar ise zehirlendiklerinde yön duyguları kaybolur, kovanlarına geri dönemezler.

Arıların başına ne geldiğini empati kurarak anlamaya çalışalım.

Diyelim ki bağışıklık sistemimiz zayıfladı, gribe yakalandık. Beslenip güçlenmemiz gerekiyor. Ancak beslenebileceğimiz ürünler her yerde bulunmuyor. Hasta halimizle zar zor çok uzaktaki restorana gidiyoruz. Böcek ilaçlı yemeğimizi yiyoruz. Aldığımız zehir nedeniyle yön duygumuz kayboluyor ve eve geri dönemiyoruz.

Arı ölümlerinde bir diğer neden ise arıcılık sektöründeki hatalı uygulamalar. Petek kalitesine dikkat etmemek, arı keki ve şuruplarını, takviye gıdaları uygun şekilde kullanmamak, bilinçsiz arı ilaçlamaları yapmak, arıların genetiğiyle oynamak bal arılarının ölümlerini hızlandırıyor.

Bütün bunların üzerine küresel ısınma nedeniyle ani iklim değişikliklerini de ekleyebiliriz.

Peki arılarımızı nasıl kurtarabiliriz?

Uzmanlar arı dostu çiçekler ekilmesi gerektiğinin altını çiziyor. Arıları beslemek için dikilen bu çiçeklerde böcek ilacı kullanılmamalı. Herkes bahçesinin, balkonunun bir köşesine arılar için bir saksı çiçek ekebilir.

Arılarımız, kelebekler, kuşlar ve diğer yabani yaşam için şehirlerimizi, bahçelerimizi çiçeklerle donatmalıyız. Tarımsal gıda çöllerini engellemeli, çiçekli bitkilere tarlada yer bırakmalıyız. Ancak bu şekilde yaptığımız yıkımı geri alma şansımız olabilir.

Arıları bizi sokabileceği için yaşam alanlarımızda istemiyoruz. Ancak onların yokluğu yaşamımızı devam ettirmemizi sağlayacak birçok meyve ve sebzenin soframızdan kalkması anlamına geliyor. Dünyada karasal hayatın ve tarımsal üretimin devamı tozlaşmayı sağlayan ufacık bu canlıya bağlı. Artık arılardan değil arıların yokluğundan korkuyoruz. Arılarla yaşamayı ve onların yaşam hakkına saygı göstermeyi öğrenmek durumundayız. Hepimiz için çok geç olmadan bir saksımızı da arıların sevdiği çiçeklere ayıralım.